YOOtheme
close
             | 
Üyelere Özel
Radyo Şahin Programcıları
Mustafa KURT - Müzikalite

Radyoculuğa ‘99 Şubat'ta çok severek dinlediğim bir başka radyo programının sona ermesi nedeniyle başladım. Radyoları o dönemde sadece dinlemiyordum. Neyi, nasıl yapıyorlar diye çok merak ediyordum. Kaset dönemlerinin sonlarına yetiştim. Ve o merakla işte bugünlere kadar geldim. 2006'dan beri Radyo Şahin'deyim. Sabahları herkesle güne başlayıp, sabahın mahmurluğundan günün koşuşturmasına beraber geçiyoruz. Bilim adamları yine ne gibi ilginç araştırmalar yapmış; kim hangi şarkısına nasıl, nerede, niye klip çekmiş; dinlediğimiz şarkının hikâyesi nedir; güneşli başlayan gün nasıl geçecektir gibi sorulara cevap arıyoruz. Ayrıca öyle her şarkıyı da çalmıyorum. Bunun için tepki aldığım çok oluyor ama radyodan sesleniyorsam herkese hitap ettiğimi unutmamam gerekiyor. Programın adı zaten "Müzikalite". Hareketli, neşeli geçen "Müzikalite"ye her gün farklı bir "Fısıltılar" köşesiyle de noktayı koyuyoruz ve önümüzdeki günlerde "Fısıltılar"la ilgili sürprizlerim de olacak. Bekleyin! Bunun dışında çeşitli organizasyonlarda sunuculuk yapıyorum ve web siteleri hazırlıyorum. Radyomuzun bu web sitesiyle de tamamen ben ilgileniyorum. Evli ve 2 çocuk babasıyım. Şaka tabiî ki, hala bekârım. Çevre mühendisiyim, bakın bunda ciddiyim. Ailemle yaşıyorum ve bundan büyük bir keyif duyuyorum. Sizde güne keyifli başlamak isterseniz buyurun sabahları birde beni deneyin.

 
Neslihan Yıldırım - Yok Yok Neslihan

Öyle süslü kelimelerle değil, sade bir başlangıç yapmak hem en iyisi hem de tam benlik :)

Efendim herkese merhabalar!

27 yaşında, delidolu ama sakin, hızlı düşünüp hızlı karar veren ve hızlı konuşan biriyim. Saygı, sevgi benim için hala değerlerini fazlasıyla korur, hümanistim. Güleryüzlü, yardımsever, iyilik insanlarına bayılır, kibirli insanları sevmem.Haluk Bilginer ve Zuhal Olcay'ı çok severim. Ayrıntıları önemserim. Kocaman çanta takma merakım vardır, sürekli araştırırım, öğrenmeyi severim. Denize, yeşilliğe kısacası doğaya hayranım. Kolay kolay karamsarlığa kapılmam. Hislerim kuvvetlidir, bulmaca çözmeyi severim.10 yıldır radyo programcısıyım ve bu 10 yıl içinde, haber spikerliği-editörlüğü, çeşitli radyolarda, ajanslarda, tv kanallarında seslendirme ve bir de kısa film yarışması için oyunculuk var. 8 yıldır Radyo Şahinden sizlere sesleniyorum ve sesiminde yettiği sürece hep bi "Yok Yok Neslihan" olacak...

Sevgilerimle :)))

 
Arzu Yahşi - Nazar Boncuğu

1992 yılından bu yana Kocaeli'de, Karamürsel Tempo Fm'le başlayan radyoculuk macerasını bugüne kadar devam ettirdi. Bu süre zarfında "Türküler Sevdalarımız" adlı programı ile 7'den 70'e büyük bir dinleyici kitlesine sahip oldu ve "Türkü Kızı" lakabını aldı. Radyoculuğunun yanında, reklam seslendirmeleri ve jingle vokali yapan Arzu, Radyo Şahin bünyesine katılarak "Nazar Boncuğu" adlı programına başladı. Alışılmışın dışında, yani türkü programı yapmanın dışında pop ve rock müzik ağırlıklı programı ile ne denli yetenekli bir radyo programcısı olduğunu kanıtladı. Arzu; evli ve 1 erkek çocuk annesidir. Hafta içi her gün "Arzu ile Nazar Boncuğu" adlı programda saat 14:00'dan sonra Radyo Şahin'de sizlerle beraber.

 
Erdinç Ateş - Zehir Zemberek
1992 yılında radyo dalgaları arasındaki meşakkatli yolculuğumuzun yasaklı kısa dönemi sonunda özel radyoların gücü ve önemi anlaşıldı. Halk radyosunu korudu ve her geçen gün daha çok sevdi. Radyoya oturma odasındaki bir müzik seti gibi bakanlar çözemedi radyodaki gücü. Bir müzik kutusu gibi bakarsanız içine sözle o kadar çok şey sığdırırsınız ki anlatamam. Bir paylaşımdır radyo. İşte; 15 yılımı alan yolculuğumuz böyle gelişti. Ulusal ve yerel TV ve radyolarda yıllarca bayramları, doğum günlerini, depremleri, haberleri, siyaseti ve magazini konuştum; film ve çizgi film dublajları, reklâm seslendirmeleri, organizasyonlar birbirini takip etti. Hep dinleyiciler ve seyirciler için baktım hayata. Onlar komik olan her şeyi sevdi, bende öyle...

Dinleyicilerimi çok seviyorum. Onlarsız tatilden bile zevk alamıyorum, onlar beni anlayan beni dinleyen yaptıklarını benimle paylaşan benim frekansımdaki kişiler...

Düzensizliklere ve dengesizliklere beraber gülerek geçiyoruz. Bir Japon Kamikaze Generalinin dediği gibi; "Hayat bir çiçektir yarın solacak. Bu kadar güzel bir hayalin sonsuza kadar sürmesi nasıl umulabilir ki!"

Bu yüzden hafta içi her gün tüm dinleyicilerimle Radyo Şahin'deyim.

Radyonuz ve kulağınız açık olsun...

 
İsmail Ersoy - Akşam Sefası

Efendim Merhabalar,

Sevgiyi paylaşmak kimin neyi ve daha çok yaptığının hesabını tutmak değildir” derler.

Kimse ile rekabet halinde değilim. Davranış önceliklerimize dürüstçe bakarak sevgi ilişkilerimize değer veririm. Bu sebepten, 17 Nisan 1997’de sizlerle başlayan sevgi yolculuğunda, sevgili eşimin üstün gayreti ve desteğiyle yaklaşık 2500 programı hazırlayıp sıra ile sevgili dinleyenlerimizin beğenisine sunuyorum.

Şahin Medya Gurubuna, Türkçe pop yayını içersinde bir es ya da bir dinlenme, bir nefes payı gibi bir Akşam Sefası ortamı oluşmasını sağladıkları için teşekkürlerimi sunuyorum.

Benim dinleyenlerim iletişimi sever. Yıllarca da söylemişimdir. Ayrıca “Dinleme; öğrenilen bir sanattır”. Benim dinleyenlerim sanatı bilir.

Saatler hafta içi her gün 19.30 – 21.00 gösterdiğinde sevgi gibi övgüyü de serbestçe paylaşır ve anlama ulaşırız.

Sevenin sevgisiyle dinlenen tek program. Akşam Sefasından sevgiler sunuyorum.

 
Fatih Serkan Özdamar - Duygusal Tuzaklar

Terkedilmiş ahşap bir ev vardı... Tahtalarını söküp oyuncak yaptığımız, odalarında saklambaç oynadığımız, çatısına çıkma gafletiyle 10 metreden düşünce insan vücudunda kırıkların nasıl meydana geldiğini ve çocuk beynimizde nelerin hasara yol açabileceğini öğrendiğimiz...

Hayattaki 4. yılımdı o evi yıktıklarında... (Zaten birileri yıkmasa üstümüze göçecekti ya!)

Üzdü beni biraz... Sokakta oynamayı sevmedim hiç... Zaten oynayabileceğim bir sokağımda olmadı... o yıllarda ilkokula giden ablamın peşine düştüm bir sabah... Bende seninle okula gideceğim dedim... Annem geriye çevirdi beni... Çocuklar okula gitmezmiş!  Peki, kim giderdi?!

Ben yinede gittim o tüm sınıfların tek odaya toplandığı, yaşları 7 ile 14 arasında değişen öğrencilerin 4 duvar içine tıkıldıkları, önlüklerin ve yazı tahtasının renginden kapkara bir kasvet havası yaratılmış ve tebeşire hayati ihtiyaç duyulan okul denen ‘eğitim yuvasına'.

Nasıl oldu bilmiyorum ama 1 ay sonra oradakilerin yaptıklarını takip ederken okuyabildiğimi fark ettim...  Denedim...  İsmimi de yazabiliyordum... Öğretmende bir telaş... Sınıftaki ‘abiler ve ablalarda‘ ayrı bir telaş... Ailemde tarifsiz bir sevinç... Büyütülecek ne vardı bilmiyorum. Okula giden biri neden okuma yazma öğrenmesin.!

(Meğer 4 yaşında okumaya başlanmazmış o zamanlarda  (ki) yetişkinlerin bile öğrenmesi en az 1 yıl sürüyormuş, üstelik yardım almadan öğrenmek mümkün değilmişJ)

Takip eden yıl köyde ziyan olabilme ihtimalimi aileme aşılayan köy öğretmenimizin tavsiyesiyle kasabaya bir okula kaydım yapıldı... 5 yaşındaydım...

O günden sonrası hep okul sıralarında geçti... 18 yıl...

Son yıllarda bir tiksinme geldi okul hayatına karşı... ne yapacağımı bilemediğim o dönemlerde ve artık ne yaparsam yapayım mutlu olamadığım bir anda ‘kurtarıcım' olan radyoyla tanıştım... ve anladım ki istedikten sonra dünyada her unvana sahip olabilir, inanılmaz paralar kazanabilir, mevki ve güç sahibi olabiliriz... ama ‘nadiren' mutlu olma ihtimaline karşı, sevdiğim işi yaparak sıradan biri olarak yaşamaktan daha keyifli başka bir şey olamaz... Bu konuda özellikle Radyo Şahin'e çok şey borçluyum... Tabi ki sizlere de...

Zekâ kredimi çabuk harcadım sanırım... Şu an üniversiteye başladığım yılı hatırlamak için en az 10 saniye düşünmem gerekiyor, mezun olabileceğim yılı tahmin bile edemiyorum...  J